Geçtiğimiz günlerde temeli atılan bölgenin enerji denklemini yeniden şekillendirirken, uzmanlar santralin atıklarına dair üretilen spekülasyonların gerçeği yansıtmadığını ancak bu konuda kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi için mutlaka detaylı çalışmalar yapılması gerektiğine dikkati çekti.

Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, nükleer enerjinin en önemli dezavantajının atık yakıtlarının yıllarca emniyetli bir şekilde saklanması zorunluğu olduğunu belirterek, ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın, “Akkuyu’da tüketilen yakıtların olduğu peletler Rusya’ya gönderilecek, Türkiye’de olmayacak, Türkiye’de depolanmayacak” açıklamasını hatırlattı.

“Santral 2023’te devreye girecek, ilk atık 2030’da çıkacak”

Bu yakıt çubuklarının yüzde 7’si 5 yılda bir değiştiğini ve bu çubukların reaktörün altında bulunan bekletme havuzunda birkaç yıl soğutulduğunu anlatan Kumbaroğlu, “Yani santral 2023’de devreye girince Rusya’ya gidecek ilk atık 2030 yılında ortaya çıkmış olacak. Bu atıkların Akdeniz’i, Ege’yi, Marmara’yı ve Boğazlar’ı geçerek uzun bir yolculukla Rusya’ya gemiyle taşınması söz konusu. Haftasonu Boğazı’nda yalıya çarpan gemi bir riskinin ne kadar yakın olduğunu bizlere tekrar hatırlattı” ifadesini kullandı.

“Kamuoyundaki belirsizlikler koordineli bir şekilde giderilmeli”

Nükleer atıkların taşınmasıyla ilgili olası kazaları ve saldırıları değerlendiren risk yönetimi çalışmasının henüz ortada olmadığına işaret eden Prof. Dr. Kumbaroğlu, şöyle devam etti:

“Belirsizlik sadece taşımaya ilişkin değil, atıkların nerede nasıl depolanacağına ilişkin durum da henüz netleşmedi. Bir taraftan atıkların Rusya’ya gönderileceği en üst düzeyde dile getiriliyor. Ayrıca, ÇED raporunda Rusya ile Türkiye arasında bir anlaşma yapıldığı ve anlaşmayla Rus menşeli kullanılmış nükleer yakıtların Rusya’ya gönderilmesine karar verildiğinin yer aldığı ifade ediliyor. Diğer taraftan ise nükleer atıkların Toros dağlarında saklanacağı dillendiriliyor. Milyonlarca yıl boyunca radyoaktif etkisi süren atıklardan bahsediyoruz. Bunların Rusya’ya yollanması Akkuyu santrali için önemli bir avantaj yaratırken Türkiye’de kalması avantajı dezavantaja dönüştürecektir. Bu noktada kamuoyundaki belirsizlikler koordineli bir şekilde giderilmeli.”

“İşletme döneminin en önemli konusu belirsiz”

Rusya’dan da bu konuyla ilgili herhangi bir açıklama olmadığına dikkati çeken Kumbaroğlu, “Hükümetlerarası Anlaşma’da da bu konu havada kalıyor. Çünkü sadece atık yönetim hesabı tanımlanmış ve atık yönetiminden proje şirketinin sorumlu olduğu belirtilmiş. Santralin işletme dönemine ilişkin en önemli konulardan birisi belirsizlik altında. Bu belirsizliğin hızla giderilmesi gerekli” şeklinde konuştu.